yeşil dünyalar yaratır
English Türkçe

Urla' yı Toscana yaparız, Yeni Asır

Can Ortabaş, "Hayalim Urla'yı dünyaya açmak. Türkiye'de olmayan şarap turizmini, Bordeaux'da, Toscana'da olduğu gibi başlatacağız" diyor

Urla'nın Kuşçular köyünde 14 yıl önce aldığı araziyi palmiye plantasyonunun, şaraplık üzüm bağının, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ender bitkilerin yer aldığı bir cennet köşesi haline getiren Can Ortabaş şimdi de üzüm bağının ortasında kurduğu tesis ile dünyanın en kaliteli şarabını üretmeye hazırlanıyor. Bugüne kadar 30 milyon dolara yakın yatırım yapan, çiftliğinde 180 kişiye iş sağlayan Ortabaş, "Hayalim Urla'yı ve yarımadayı dünyaya açmak.

Bordeaux'da, Toscana'da olduğu gibi Türkiye'de olmayan şarap turizmini başlatacağız" diyor.

Ortabaş, şarap işini para kazanmaktan çok sosyal ve bölgesel kalkınma projesi olarak görüyor. Ortabaş bu yatırımında yalnız değil. Bülent Akgerman, Yavuz Karacasulu ve Deniz Barçın hem maddi hem de manevi ortakları. Tabiki en büyük destekçileri eşi Sevda ile oğulları Cem ve Kaan. Can Ortabaş'ın en büyük hedefi ise Urla'nın kaybolan şaraplık üzüm türü olan Gaydura'yı yeniden gün ışığına çıkarmak. Bu iş için adeta bir hazine avcısı gibi çalışan Ortabaş'la Sığacık Koyu ve Samos Adası manzarasına sahip Uzbaş çiftliğinde görüştük.

Tarıma ilginiz nasıl başladı?

Burayı gayrimenkul yatırımı olarak aldım. Yarımada'da böyle büyük ve manzarası güzel arazi yok. Daha sonra Bornova'da Cumba Restoran'ı yaparken dikecek 5 metrelik palmiye bulamadık. Bunun üzerine palmiye işi yapmaya karar verdik. Zaten babam rahmetli Nevzat Ortabaş'dan gelen bir doğa sevgim vardı. Finansmanı diğer işlerimizden sağlamak üzere bu işe girdik. Sonra iş büyüdü. Akdeniz bitkileri arboretumuna (botanik bahçesi) dönüştü. 54 ülkeyi dolaştım bitkiler için. Önce Avrupa'nın, sonra dünyanın en büyük ticari palmiye üreticisi olduk. Fuarlara gidip geldikçe Anadolu'da yetişmeyen Avustralya, Arjantin, Yeni Zelanda'dan bitkiler getirdik. Onları Türkiye peyzajına kazandırdık. Bugün çiftlikte aralarında peyzaj mimarları, ziraat ve orman mühendislerinin olduğu 180 kişi çalışıyor. Büyük inşaat şirketlerine, İstanbul ve Bodrum'a, Dubai, Gürcistan, Yunanistan gibi ülkelere satış yapıyoruz. Burası benim çok zamanımı almaya başladı. Sağolsun Cumba'daki ortağım Vehbi Gündoğan, yükümü paylaşıyor.

O KÜLTÜR VAR

Şarap fikri nasıl doğdu?


Burayı temizlerken yamaçlara bir baktık, teras teras. Sonra bunların şaraplık üzüm bağları için teras olduğunu öğrendik. Şaraba zaten çok meraklıydım. Zengin bir koleksiyonum vardı. Buranın tarihini de merak etmeye başladık. Bir bakıyorsunuz, binlerce yıllık bir geçmişin üzerinde oturuyorsunuz. Urla'da 100 yıl önce 72 milyon litre şarap üretiliyormuş. Bu rakam bütün Türkiye'nin ürettiğinden çok daha fazla. Ne olmuş? Floksera diye bir hastalık gelmiş. Ondan sonra mübadele. Yörede yaşayan insanlar gidince, şarap kültürü de yok olmuş. Buranın hem tarihi var hem de topraklar uygun. Şaraplık üzüm çok verimli toprak, yağış istemez. Yamaçlara uzanan topraklar, daha az ürün verir ama kaliteli olur. Bunu görerek bağ kurmaya başladık.

Bağ kurarken hangi tür üzümleri tercih ettiniz?

Şiraz, Cabernet Saugvignon, Merlot, Sangiovese gibi yerli olmayan şaraplık üzümleri diktik. Bunların klon denemelerini yapıyoruz. Hangi klonun daha iyi olduğunu tespit ediyoruz. Türkiye'ye ilk defa İtalyan Nero d'Avola'yı getirdik. Yerli türlerden Boğazkere var. Bu çalışmalar 10-11 yıl sürüyor. Ama turistler 'Buranın geçmişi tamam da hangi üzüm türünüz var?' diye soracaklar. İşte Urla'nın kaybolan kırmızı üzümleri var. Urla Kırmızısı, Gaydura gibi. Şimdi önemli bir projeye başladık. Gaydura'dan 24 omcamız var. Onu zorlu bir çalışmayla bulduk, şimdi çoğaltıyoruz. Bir yerde hazine avcılığı yapıyoruz. Çok ciddi para harcıyoruz. Bu çalışma National Geographic'e belgesel olacak. Birisi bana '3 bin, 5 bin yıldan bahsediyorsun' deyince susmayacağız. O üzümün şarabını sunacağız.

Yörede bir turizm aktivitesi de planlıyorsunuz değil mi?

Biz bu işi sosyal ve bölgesel kalkınma projesi olarak görüyoruz. Tıpkı Fransa'nın Bordeaux, İtalya'nın Toscana şehirleri gibi şarap turizmi olsun. Butik oteller kurulsun. Bu bacasız sanayidir. 12 aya yayılan bir iştir. Urla'nın geçmişi, geleceği olsun. Benim hayalim burada 10-15 butik şarap üreticisinin, butik otellerin, restoranların olması.

İLK ŞARAP YAZ BAŞINDA

İlk şarabı ne zaman piyasaya süreceksiniz?

Gelecek yıl Mayıs, Haziran gibi düşünüyoruz. 500, belki bin kişinin katıldığı bir davet planlıyoruz. Şu an şaraplar meşe fıçılarda dinleniyor. Beklentiler çok yüksek, bu nedenle çok kaliteli şarap yapacağız. Üretimi, sıcaklık düşük olsun diye fabrikanın yeraltı bölümünde gerçekleştiriyoruz. Fabrika yapımında Urla'daki eski bir şarap fabrikasının taşlarını kullandık. Bütün çatılarını bahçe yaptık. Urla'nın geçmişinin ve geleceğinin burada olduğu mesajını verdik. Urla adının patentini aldık. Ama farklı markalarımız da olacak. 300 dönüm kontrollü bağlarımızdan 150-200 bin şişe üretim hedefliyoruz. Ürünlerimizi iyi restoranlara satmayı planlıyoruz. Ayrıca internetten de pazarlayacağız. Kendimizi ispatladıkça ihracata da yöneleceğiz. Uzbaş çiftliğine 26 milyon dolara yakın yatırım yaptık. Bağlarla beraber şaraba da 12-13 milyon dolar para yatırdık.

Şarap yatırımınız bir çok işadamına ve girişimciye de örnek oldu sanırım.


Evet. Burada yatırım yapabilecek insanlara kendi bilgi ve tecrübelerimi aktarıyorum. Yavaş yavaş yatırımcılar yöreye geliyor. İstanbul'dan 3 doktor, Atçılık Federasyonu Eski Başkanı Arif Kurtel'in kızı ve damadı, dostlarım Reha ve Bilge Öğünlü de bağlarını kuruyor

Bu vergiler olacak şey değil!


Ülkemizde şaraplık üzüm üretenler pek mutlu değil. Yetiştirdikleri üzümü satamayanlar çok. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye dünyanın 4., 5. büyük üzüm plantasyonu olmasına rağmen, şarapta ilk 20 ülke arasında değiliz. Üretilen üzümlerin büyük çoğunluğu sofralık. Bugün Türkiye'de 100 şarap üreticisi var. İtalya'daki şarapçılık fuarına gittiğimiz zaman 6 bin 436 kayıtlı üretici olduğunu gördük. Türkiye, İtalya'dan daha büyük bir ülke. Karadeniz hariç ülkenin yüzde 70'i iyi şarap yapmaya uygun. Buna göre Türkiye'de 10 bin 436 üretici olması lazım. Şili, Avustralya gibi ihracatçı ülke olabiliriz. Büyük firmaları ihracata yönlendirir, küçük üreticileri de kooperatifçilik çatısı altında toplarsanız şarapta önemli yol alınabilir. Ama yüzde 63 Özel Tüketim Vergisi, yüzde 18 KDV. Olabilecek şey değil.

"Ailecek Galatasaraylıyız"

Biraz da özel yaşamanızdan bahsedermisiniz? Aile olarak en büyük hobiniz nedir?

Seyahati çok seviyoruz. Bazen eşimi ve çocukları, bazen ortaklarımı alıp yurtdışına gidiyoruz. Geçtiğimiz günlerde Bülent Akgerman'la ailecek Avustralya'ya gittik. Hem o ülkeyi gördük, hem şarap tadımı yaptık hem de ticaret. İtalya'da şarap ekipmanları fuarına da hep birlikte gitmeyi düşünüyoruz. En çok İtalya'ya gidiyoruz. Burası örnek alınacak ülke. Kültürü de bize yakın. Toscana'yı, Sicilya'yı seviyoruz.

Çocuklarınız?

Cem 16, Kaan 11 yaşında. Hepimizin ortak bir değeri de Galatasaraylı olmamız. Galatasaraylı futbolcular ve yöneticilerle şampiyon olduğumuz sene Uzbaş Çiftliği'nde biraraya gelmiştik. Mehmet Cansun başkandı. Mehmet Abi sabah Galatasaray üniforması giymiş, Kaan da 4 yaşında. Kaan, 'Mehmet abi sende mi Galatasaraylısın' diye sordu. Bu anıyı unutamıyorum. Bu sene de şampiyon olacağımızdan eminiz.

Yazar: Yeni Asır Gazetesi, Sinan Doğan, 16 Aralık 2009